Çiğ Süt iftiraları

Cahil insanların yanlış açıklamalarını cahilliğine veririz. Ancak okumuş,belirli bir mevkiye gelmiş insanların yanlış ve yanıltıcı  açıklamalarını art niyetli olmalarına yorarız.

Üstelik bu açıklamayı Gıda Güvenliği Derneği sıfatı ile birisi çıkıp yapıyorsa bunun arkasında Gıda sanayicileri aralarında bir menfaat ilişkisi olduğunu anlarız.

 

2001 yılından beri İstanbul’da çiğ süt satışı yapan bir firma olarak bu güne kadar salyangozun sütte gezdirildiği ile ilgili bir uygulama ne gördük ne de duyduk. Bu açıklamaları görünce biz de merak edip konuyu uzmanlarına soralım dedik.M.Akif Üniversitesi veterinerlik bölümüne sorduk. Gelen cevap şu şekilde oldu:

“Salyangoz salgısı glikoprotein ağırlıklı bir madde olan mukus olup, teknik açıdan diğer mukus salgılarından bir etki farklılığı yoktur ki bilindiği gibi mukus suyu tutarak şişen ve havayla temas ettiğinde sertleşen bir maddedir. Dolayısıyla süte katılmasında kıvam arttırıcı bir etkisi söz konusu değildir. Ayrıca salyangoz bir kara canlısı olduğundan sütün içinde yüzemez, yürüyemez.

Doç. Dr. Ümit KEBAPÇI”

İnsanları doğru bilgilendirme sorumluluğunda olan kişilerin bu ve benzeri açıklamaları vahim bir durumdur. Vatandaş her konuda uzman olmak durumunda değildir. Birilerine güvenerek karar verir. Sorumluluk ve yetkili makamda olan kişiler eğer bunu yapıyorsa, art niyetli kişiler neler yapmaz.

Süt 7000 yıldır insanlar tarafından çiğ olarak  alınıp kaynatılıyor ve süt, yoğurt,peynir vb ürünler olarak tüketiliyor.Eski dönemlerde daha küçük yerleşim alanlarında, daha az nüfus ile yaşamakta olan insanlar süte çok kolay ve kısa süre içerisinde ulaşabildikleri için, sütün muhafaza etmek gibi bir dertleri yoktu.Ancak sanayileşme, şehirleşme ve nüfus artışı süte ulaşmayı veya sütün insanlara ulaşması sorun olmaya başladı. Sütün şehirlerden uzak olan bölgelerden toplanması, şehire ulaştırılması ve stoklanması problem olmaya başladı. Çünkü süt uzun ömürlü bir ürün değildi. Kısa sürede kaynatılıp tüketilmesi gerekiyordu. normal şartlarda 1 gün olan sütün ömrü soğutucu dolap veya tanklarda 2-3 gün süre ile kesilmeden durabilmektedir. Ancak Ancak ticari anlamda süt ticareti yapmak isteyen firmalar maliyetleri düşürmek için mecburen sütün ömrünü uzatmak durumunda kaldılar. ( bir çok gıda maddesinde olduğu gibi ). Bu amaçla sütü çiğ olarak değil pastörize etmek ( 65-75 derecede kaynatma işlemi ) sureti ile 1 hafta , UHT işlemi ( 135-150 derecede kaynatmak ) ile de sütün dayanıklılık ömrünü 6 aya kadar uzatmaları mümkün oldu.

Hangi süt zararlıdır,hangi süt faydalıdır konusuna girmeyeceğiz. Profesörlerin dahi aralarında anlaşmadığı ve bu konunun ticari istismar haline getirildiği bir ortamda bizim görüşümüzün çok fazla da dikkate alınmayacağı muhakkaktır. Biz sadece burada bilgi ve tecrübelerimizi anlatıyoruz. Sağlığına önem veren insanlar zahmet edip biraz da araştırsınlar ve ona göre karar versinler.

ÇİĞ SÜT BOZULMAZ KESİLİR

Evet çiğ süt bozulmaz , kesilir. yani kontrolsüz yoğurt oluşumudur. Tam yoğurt olamaz , lor dediğimiz ürün  ve su olarak ayrışır. Hem lor hem de yeşilimsi renkteki su yine çok faydalı tüketebileceğiniz ürünlerdir.

Yoğurt yapımı kontrollü bir süt kesilmesi işlemidir aslında. Yani sütü belli bir şekilde bozulmaya zorlarsınız. Bu işlem sütteki büyük yağ yuvarlarını küçük parçalara bölerek sütün mikroskobik yapısını değiştirir. Her yuvarın etrafını süt proteinlerinden oluşan bir tabaka kaplar. Böylece süt kesilmeye başladığında bu proteinler birbirine yapışarak yağın yoğurt içinde eşit dağılmasını ve iyi kıvamda olmasını sağlar.

Sonra ısı ayarı yükseltilerek sütteki zararlı bakterilerin ölmesi sağlanır. Isıtma aynı zamanda proteinlerin çözülerek moleküler ağ yapısını kurma sürecini başlatır.

Sütün ısıtılma derecesi ve süresi yoğurdun tadını belirler. Ticari yoğurt yapımında süt genellikle ya 85 derecede 30 dakika ya da 90-95 derecede 5 dakika ısıtılır. Ev yapımı yoğurt için elektrikli bir alet geliştiren bir firmaya göre, 76 derecenin altında ısıtılan sütle yapılan yoğurt cıvık kıvamlı ve biraz mayhoş bir tat taşırken, 90 derecede 10 dakika tutulan sütün yoğurdu daha katı ve daha az mayhoş oluyor.

Isıtılan süt vücut ısısına (37 derece) ininceye kadar bekletildiğinde yoğurt yapımının asıl can alıcı kısmına, fermantasyon, yani mayalanma sürecine geçilir. Bu ısıda, yoğurttaki en yaygın iki bakteri, Laktobasilus bulgarikus ile Streptokokus termofilus çoğalmaya başlar. Bunlar çoğalırken süt içindeki şekeri,

Süt proteinleri bu değişimin farkına varır. Bu ana dek proteinler yağ yuvarlarının etrafında ya da kalsiyum fosfat tuzunun stabilize ettiği kümeler halinde birbirine yapışık haldedirler. Ancak pH dengesinin düşmesiyle bu tuz erir ve protein kümeleri çözülmeye başlar. Serbest kalan proteinler bu kez birbirine tutunarak bir ağ oluşturur. Su ve yağ yuvarları bu ağa takılır. Süt yoğurda dönüşmüştür artık.

SÜT HİLE KALDIRMAZ.

Çiğ süte hile yapamazsınız. Her çiğ süt alan ev hanımı yoğurt fabrikalarından daha hassas üreticidir. Anında tepki verir. Çünkü hile yaparsanız o süt yoğurt olmaz. Yoğurt olmayan sütü de hiç bir ev hanımı satın almaz. Süte katacağınız her madde yoğurt kalitesini olumsuz etkiler. Hiçbir ev hanımının da bu sütü işleyecek , içine ilave katkı maddeleri katacak imkan ve ekipmanı yoktur.

İşini doğru yapmayan veya art niyetli çiğ süt satıcılarının yapabileceği 2 hile vardır.

1-) Süte su katmak.

Daha çok kazanma hırsı ile süte su katan insanlar olabilir. Bu durum bir hiledir ve hırsızlıktır. Ancak sağlık açısından bir zararı yoktur. Sadece yoğurt olmaz veya istenilen kıvamda olmaz. Eğer içine süt tozu katılırsa yoğurt kalitesi düşmez, hatta daha da yoğun kıvamlı olabilir.

Süt tozu : Üretim fazlası sütün yağının ayrıştırılması ve suyunun alınmasıdır. Piyasada yoğurt yapan tüm firmalar yoğurdun yoğunluğunu artırmak için  istisnasız süt tozu kullanmaktadır. Danone,Sütaş vs. tüm firmalar süt tozu üretmekte veya ürettirmektedirler. Süt tozunun bilinen herhangi bir zararı yoktur. Zaten sütün kurutulmuş halidir. Sadece yağ oranı düşük veya hiç yoktur.

2-) Süte soda katmak

Sütün kesilmesini, soğuk zincirin kırılması ve hijyen kurallarına özen gösterilmemesi hızlandırır. Bu kurala dikkat etmeyen üreticiler veya satıcılar sütün kesilmesini geciktirmek için soda ( karbonatlar ) katabilirler.

Karbonatlar özellikle sıcak yaz aylarında sütlerin herhangi bir ürüne işlenmeden kesilmesini engellemek amacıyla süte katılır. En çok kullanılan şekli sodyum bikarbonat (NaHCO3) olup kabartma tozu olarak bilinmektedir. Halk arasında süte soda katmak olarak tanımlanır.

Süte soda katmak bir hiledir. Ancak sağlık açısından yine de bir zararı yoktur. sadece sütün kesilmesini geciktirir. Zaten o süt soda katılsa da katılmasa da yoğurt olmayacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz hileler dışında normal bir çiğ süt satıcısının yapabileceği bir hile yoktur.Yaparsa da o süt yoğurt olmaz.

SÜTE ANTİBİYOTİK KATILMAZ. ANTİBİYOTİKLİ SÜT YOĞURT OLMAZ.

Süte antibiyotik katılması için bir neden söyleyebilecek uzmanlar varsa burada açıklasın. Biz bilmiyoruz.

Ancak hasta olmuş hayvanlara antibiyotik verilmektedir. Antibiyotik verilen hayvanın sütüne bu antibiyotik kalıntıları sirayet etmektedir. Bu sütlerin normal şartlarda imha edilmesi gerekmektedir. Bu antibiyotik kalıntısı içeren sütler ticari olarak çiğ süt pazarında satılmaz, satamazsınız. Çünkü antibiyotikli sütten yoğurt olmaz. Hiçbir  çiğ süt satıcısı bunu bilerek satmaz.

Normal şartlarda imha edilmesi gereken antibiyotikli  sütler, gizlice ucuz kaşar vb üreten firmalara satılmaktadır. Diğer sütlere karıştırılarak işlemden geçirilen bu sütler ucuz peynir, kaşar vb. ürünler yapılarak piyasaya sürülmektedir.  Çok bilmiş uzmanlar gerçekten de insanlara faydalı bir iş yapmak istiyorlar ise bu konuyu araştırsınlar.

ÇİĞ SÜTTE EN ÖNEMLİ UNSUR HİJYEN VE SOĞUK ZİNCİRDİR:

Evet sütte hem satıcıların hem de alıcıların dikkat etmesi gereken en önemli unsur hijyen ev sütün soğuk olarak taşınması ve muhafaza edilmesidir.

Bizler satıcı olarak buna zaten dikkat etmek zorundayız. Eğer dikkat etmez isek tonlarca süt kesilir ve ticari anlamda zarar ederiz.Böyle bir aptallığı mantıklı hiçbir satıcı yapmaz ve o riske girmez.

Yıllardır süt sanayicileri ve onların taşeronluğunu yapan birtakım sözde bilim adamları sürekli olarak çiğ süt için yanlış bilgiler vermektedirler. Ticari olarak süt üreticilerinin çiğ süt pazarlamaları teknik,lojistik ve maliyet açısından mümkün olmadığı için. Süt sanayicileri mecburen UHT vb dayanaklı ürünler satmak zorundadırlar.  Bu anlaşılabilir bir durumdur. Ancak kendi ticari menfaatleri açısından  gerçekçi olmayan beyanlar ile başkalarını suçlamaları ahlaki değildir.

BRUSELLA HASTALIĞI

Yine bir programda yine sözde bir doktor çıkıp çiğ süt içerseniz Burusella olursunuz diyebiliyor. Bu nasıl bir bilimsel bir bakıştır. Öncelikle Brusella olabilmeniz için Brusella hastalığı olan bir inek olması lazım.Bu ineğin sütünün  diğer sütlere karıştırılarak satılması lazım. Sonra da bu sütü kaynatmadan içmeniz lazım.

Sütü kaynatmadan içenler varsa veya kaynatmadan yoğurt yapan varsa ( ki biz görmedik ) o zaman bir risk söz konusu olabilir. O da eğer brusella hastalığı taşıyan bir inek sütü ise. Sanki tüm inekler brusella hastalığı taşırmış gibi bir genel ifade kullanarak çiğ süt içmeyin ( algı yaratma ) demek en hafif ifade ile ahlaksızlıktır.

DEVLETİN SORUMLULUĞU

Maalesef devletin yetkilileri de bu konuda üzerine düşeni yapmamaktadır.  Vatandaş doğru bilgilendirilmemektedir. Bu tür yanlış açıklamalar yapanlara gerekli yaptırımlar uygulanmamaktadır. Süt sanayicilerini karşısına almamak için çiğ süt satışı ile ilgili yasal düzenleme yapmamaktadır.

Sadece İstanbul’da günlük ortalama 300 ton çiğ süt satılmasına rağmen, bu sektör yok sayılmaktadır. Sonra da birileri çıkıp biz vergi veriyoruz, onlar vermiyor diye spekülasyon yapmaktadır. Bizler KDV dahil tüm vergilerimizi ödüyoruz. Ödemeyenler var ise bunun denetimini ve yasal düzenlemeleri de yetkili makamlar yapsın.

Devlet yetkilileri biran önce çiğ süt ile ilgili yasal düzenleme yapmalıdır. Çiğ sütün  üretiminden tüketiciye kadar olan süreci kontrol etmelidir. Üreticilerin ve satıcıların çiğ sütün üretimi, depolanması ve lojistiği için gerekli tüm şartların sağlanması için gerekli yasal düzenleme, denetim ve yaptırımı uygulamalıdır.

Devlet devlet olduğunu göstermeli ve 5-10 çakala meydanı boş bırakmamalıdır.

Bu konuda sözü olan herkes yasal mercilerde her türlü cevap verme hakkını kullanabilir. Yine sözü olan herkes ile uygun ortamlarda her türlü tartışmaya açığız.

BİZ ŞUNDAN EMİNİZ Kİ : SOĞUK ZİNCİR VE HİJYEN KOŞULLARINA DİKKAT ETMEK ŞARTI İLE ÇİĞ SÜTÜ GÖNÜL RAHATLIĞI İLE TÜKETEBİLİRSİNİZ.

UHT SÜT VE HAZIR YOĞURTLARI TÜKETİP TÜKETMEMEYE HERKES KENDİ KARAR VERSİN. ALLAH AKIL VERMİŞ FİKİR VERMİŞ HERKESE. BİR DE GOOGLE AMCA VERMİŞ DAHA NE İSTERSİNİZ.

Saygılarımızla

Trakya Çiftlik Süt